AnasayfaEndüstri BitkileriEntomoloji

Şeker Pancarında yaprak pireleri

[mk_image src=”http://www.entofito.com/file/2014/09/empoasca-decipiens.jpg” frame_style=”shadow_only” drop_shadow=”true”][mk_divider]

NASIL BİR ZARARLIDIR ? 

Yaprakpireleri, Cüce ağustosböcekleri olarak bilinirler. Türlere bağlı olarak erginleri değişik büyüklük, şekil, renk (sarı, yeşil, gri, benekli, alacalı, beyaz benekli) ve desenlerde böceklerdir. Büyüklükleri 1 – 10 mm arasında değişir. Vücutları silindirik olup ön kısmı geniş ve arkaya doğru incelir. Ön kanatlar kalın ve çok defa parlak renktedir. Baş üçgen şeklinde ve ileriye doğru uzamıştır. Antenleri kıl şeklinde, gözlerin ön kısmında ve arasından çıkar. Arka bacakların tibia’larında çift sıralı olarak bulunan dikenler, kaideden nihayete doğru dizilmiştir. Bu durum Cicadellid’lerin başlıca özelliğidir.

YAŞAMI NASILDIR ? 

Kışı, yumurta, nimf veya ergin halinde geçirir. Nimf ve erginler kışı çalılık ve ormanlık alanlar ile tarla içi ve kenarındaki bitki ve yaprak döküntüleri altında, toprak çatlakları ve benzeri korunaklı yerlerde geçirir. İlkbaharda uygun sıcaklık şartlarında erginler kışlama yerlerinden çıkarak tarla kenarlarında bulunan yabancı otlar üzerinde beslendikten birkaç gün sonra çiftleşmeye başlar. Bir defa çiftleşme ile dişiler ömür boyu yumurta koyabilir. Tür ve çevre koşullarına bağlı olarak preovipozisyon 5-7 gün sürebilir. Ergin dişiler, yumurtalarını ovipozitörleri (yumurta borusu) ile taze yaprakların alt ve üst yüzüne, parankima (özdoku) içine genelde düzensiz şekilde tek tek veya bazen gruplar (4-11 adet) halinde çoğunlukla daha etli ve sulu olan yaprak ana damarı kenarları ile yaprağın gövdeye bağlandığı yaprak kınına bırakırlar. Bir dişi 34-164 arasında yumurta koyabilir. Yumurtalar elipsoid şekilde, 0.7-0.8 mm boyunda şeffaf beyaz Birçok türü polifag, bazı türleri monofagdır. Türlere göre, bitkilerin mesofil, floem ve ksilem’de beslenirler.

ZARAR ŞEKLİ NASILDIR ? 

Yaprakpireleri, başın ön kısmında hortum şeklini almış ağız parçaları ile bitkinin sap ve yapraklarını sokup bitki özsuyunu emmek sureti ile zararlı olurlar. Yapraklara üstten bakıldığında, emgi yerleri beyaz noktalar halinde görülür. Bu zarar şekli kuraklık veya hastalık belirtileri ile karıştırılabilir. Yazın kuru ve sıcak havalar zararı artırır. Yaprak pirelerinin bitkilerdeki zararı, doğrudan ve dolaylı olarak iki kısımda incelenebilir.renktedir. Yumurtadan yaklaşık 9 gün sonra çıkan birinci dönem nimfler tamamıyla şeffaf açık renktedir. Daha sonra vücut yarı şeffaf hale döner ve gözler dumanlı bir renk alır. Nimfler ışıktan kaçma eğilimde olup genellikle taze yaprakların alt yüzeylerinde beslenir ve 5 gömlek değiştirerek ergin olurlar. Yan yan hızlı hareket etmeleri en tipik özellikleridir. Yumurtadan ergin oluncaya kadar geçen süre sıcaklığa bağlı olarak 13-26 gün kadardır. İklim koşullarına göre yılda en az 5 döl verebilirler.

1- Bitkileri sokup emmek suretiyle normal fizyolojik faaliyetlerini engeller ve bitki gelişmesi tamamen durur.

2- Emgi sırasında salgıladıkları toksik maddelerle bitkinin floem ve ksilem (odun ve soymuk boruları) borularını tıkayarak besin maddelerinin normal dolaşımına engel olurlar. Bunun sonucunda önce yaprakların dış kenarları kıvrılır, kızarır ve sonra kahverengileşir. Devamlı beslenme sonucu yaprağın tümü aynı renge döner. Fizyolojik faaliyet durur ve kuruyarak dökülür.

3- Bazı türlerin bitkileri sokup emmeleri sonucu bitki reaksiyon ürünü olan zamksı madde oluşur. Bu madde bitki organlarını kaplar ve bitkinin normal fonksiyonlarına engel olur.

4- Bazı türler bitki dokularına ovipozitörleri ile yumurta koyarken dokuları zedeler ve yaralar açarlar.

5- Yaprak pirelerinin bu doğrudan zararları yanında, hastalıklı bitkilerden sağlam bitkilere birçok virüs ve virüs benzeri (phytoplasma) hastalık etmenlerini taşıyıp bulaştırmak suretiyle çok daha önemli dolaylı zararlar meydana getirmektedirler. Türkiye’de mısır tarımı yapılan alanlarda birçok yaprak piresi türü bulunmaktadır.

Akdeniz Bölgesinde,

Zyginidia sohrab (Zachv.),
Cicadulinabi punctella (Mats.),
Empoasca solani (Curt.),
Empoasca decipiens (Paoli),
Asymmetrasca decedens (Paoli),
Macrosteles quadripunctatus (Kbm.),
Psammotettix striatus (L.),
Psammotettix provincialis (Rib.),
Anaceratagallia laevis (Rib.),
Balclutha hebe (Kirk.),
Zygina karatasa (Dlab.),
Psammotettix sp.,
Euscelis alsius (Rib.) türleri belirlenmiştir.

Ege Bölgesinde

Austroagallia sinuata (Mulsantand Rey),
Balcano cervuslarvatus (Herrich- Schaffer),
Asymmetrasca decedens (Paoli),
Empoasca decipiens (Paoli),
Eupterix aurata (Linnaeus),
Typhlocyba quercus (Fabricius),
Zyginidia pullula (Boheman),
Aconurella prolixa (Lethierry),
Cicadulina bipunctella (Matsumura),
Circulifer haematoceps (Mulsantand Rey),
Euscelis incisus (Kirschbaum),
Euscelis obsoletus (Kirschbaum),
Exitianus capicola (Stal),
Macrosteles quadripunctulatus (Kirschbaum),
Neoaliturus fenestratus (Herrich-Schaeffer),
Psammotettix provincialis (Ribaut),
Psammotettix striatus (Linnaeus) türleri belirlenmiştir.

Orta Anadolu Bölgesinde,

Zyginidia sohrab Zach. en yaygın ve yoğun tür olduğu belirlenmiştir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ise,

Aconurella prolixa (Lethierry),
Asymmetrasca decedens (Paoli),
Austroagallia sinuata (Mulsant&Rey),
Cicadelle viridis (Linnaeus),
Cicadulina bipunctella (Matsumura),
Circulifer haematoceps (Mulsant et Rey),
Doratura exilis (Horváth),
Doratura homophyla (Flor),
Empoasca decipiens (Paoli),
Euscelis alsius (Ribaut),
Goniagnathus guttulinervis (Kirschbaum),
Hecal usglaucescens (Fieber),
Macrosteles fieberi (Edwards),
Macrosteles laevis (Ribaut),
Neoaliturus fenestratus (Herrich- Schäffer),
Orosius orientalis (Matsumura),
Platymetopius rostratus (Herrich-Schãffer),
Platymetopius undatus (De Geer),
Psammotettix striatus (Linnaeus),
Zyginidia sohrab (Zach)

Türleri tespit edilmiş ve bunlardan Empoasca decipiens, Asymmetrasca decedens, Zyginidia sohrab ve Psammotettix striatus’un en yoğun ve yaygın türler oldukları kaydedilmiştir.

KONUKÇULARI

Tarım, orman ve süs bitkilerinde yer alan tüm bitkiler (her türlü kültür bitkileri ve yabani bitkiler) Yaprak pirelerinin konukçularıdır.

DOĞAL DÜŞMANLARI VE ETKİNLİKLERİ

Yaprak pirelerinin doğada pek çok doğal düşmanları bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi yumurta parazitoitleridir. Ülkemizde Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgesinde belirlenen Anagrusatomus türüdür. Ancak yaprak pirelerinin nimf ve erginleri oldukça hareketli olduklarından predatörler yeterince etkin değildirler.

Miridae (Hemiptera), Nabidae (Hemiptera), Lygaeidae (Hemiptera), Chrysopidae (Neuroptera), Coccinellidae ve Carabidae (Coleoptera) familyalarına bağlı bazı türler ile Örümcekler (Arachnida: Araneidae) yaprakpirelerine saldıran predatörlerdir. Drynidae (Hymenoptera), Elenchidae, Triozoceridae, Halictophagidae (Strepsiptera), Pipinculidae (Diptera) familyaları ait endoparazitler olup yumurtalarını yaprakpirelerinin erginlerinin abdomen kısmına bırakır ve çıkan larvalar ergin içinde beslenerek onların üreme organlarını sterilize eder veya dış genital organlarını deforme ederek ölümlerine neden olurlar. Aşağıda bazı yaprakpiresi predatörleri ve parazitoitleri verilmiştir:

Predatörler

Deraeocorispallens Reut.
Cytorhinus sp
Tyttus sp.
Geocorismegacephalus (R.)
Nabis punctatus Costa
Chrysoperla carnea (Steph.)
Gelinböcekleri
Toprak böcekleri
Örümcekler

Parazitoitler

Anagrusatomus Gonatocerus sp.
Gonatopus bartletti (Olmi)
Parasentrobiasp Oligositapallida
Metadorylass pinosus (Hardy)

MÜCADELESİ

Kültürel Önlemler

Dayanıklı çeşitler ekmek, tarla içindeki veya kenarındaki bitki artıkları uzaklaştırılmalı, aşırı sulama ve aşırı azotlu gübre kullanımından kaçınılmalıdır. Aşırı azot verilmesi durumunda bazı yaprakpirelerini olumlu yönde etkilemekte, gelişme sürelerini önemli derecede kısaltmakta, ergin öncesi canlılık oranını artırmakta ve fazla yumurta koymasına neden olmaktadır. Ekimden bir ay sonra yapılacak buğday saman malçı yaprakpirelerinin yoğunluğunu azaltmaktadır. Erken ekimler yaprakpiresi popülasyonunu düşürürse de problemi tamamen çözemez.

Biyolojik Mücadele

Yaprakpirelerinin predatör, parazitoit ve entomopatojen olmak üzere birçok doğal düşmanı bulunmaktadır. Ülkemizde Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ana ve ikinci ürün mısırda Z. sohrab’ın A. atomus tarafından %50-94 oranında parazitlendiği belirlenmiştir. Doğal düşmanların korunması durumunda, doğal biyolojik mücadele ile zararlı baskı altında tutulabilmektedir.

 

Yazılarımızdan haberdar olmak için
Abone olmak istermisin ?

Kaliteli yazılarımız ve fotoğraflarımızdan ilk sizin haberiniz olsun !

Bitki koruma ailesine katıldığınız için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti sanırım :(

Şükrü Kaynaş

Ne zaman fark edebiliriz acaba ? Zararlılar ve hastalıklar ile mücadele ettiğimizi zannedip, önümüze konulan bir besinin sadece kimyasaldan ibaret kansorejen bir madde olduğunu...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu

Yazılarımızdan haberdar olmak için
Abone olmak istermisin ?

Kaliteli yazılarımız ve fotoğraflarımızdan ilk sizin haberiniz olsun !

Bitki koruma ailesine katıldığınız için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti sanırım :(