Tütünde fide çökerten hastalıkları

Tütün fidelerinde  çökerten belirtisi

Genel bilgi:

Hastalığa toprak kaynaklı birden fazla etmen neden olmaktadır. Fidelerde görülen ve genel olarak “çökerten” olarak adlandırılan hastalık dünyanın tüm ülkelerinde yaygındır. Tropik veya ılıman iklime sahip bölgelerde, vadilerde, orman topraklarında ve her serada veya fidelerde ortaya çıkar. Hastalık hemen hemen tüm sebzelerin, çiçeklerin, tahılların, meyve ve orman ağaçlarının tohumlarını, fidelerini ve daha yaşlı bitkilerini etkiler. Bununla birlikte esas zarar tohuma, çıkış öncesi veya çıkış sonrası olmak üzere fideye yöneliktir. Hastalık nedeniyle kayıplar toprak nemi, sıcaklık ve diğer faktörlerin etkisiyle oldukça değişkenlik gösterebilir.

Fide yastıklarında ki fidelerin bu hastalık nedeniyle tamamen yok olmaları veya bunların şaşırtmadan kısa bir süre sonra ölmeleri çok sık görülen bir olaydır. Çoğu kez tohumların zayıf çimlenmeleri veya zayıf çıkışları “çıkış öncesi çökerten” nedeniyledir. Çökerten etmenleri yaşlı bitkileri ender olarak öldürebilirler, ancak kök ve gövde lezyonlarına, kök çürüklüklerine yol açarak onların gelişmelerini oldukça geciktirebilirler, verimlerinin önemli miktarda azalmasına yol açabilirler. Çökerten etmenlerinin bazıları depoda çürümelere de neden olabilir. Çökertenden en çok Tütün, Pamuk, Biber, Patlıcan, Domates ve Marul bitkileri etkilenir. Tütün fideliklerin de çökerten hastalığına aşağıda isimleri ve bazı özelikleri açıklanan fungal organizmalar neden olur.

Pythium spp.

Pythium spp. beyaz, ince, çok dallanan ve hızla büyüyen miselyum oluşturur. Miselyum üzerinde terminal veya interkalar, küresel, ipliksi veya daha değişik biçimlerde sporangium meydana gelir. Sporangia ya direkt olarak çimlenip birkaç çim borusu oluşturur ya da önce kısa bir hif, onun ucunda ise bir kese oluşturur. Sporangium protoplazması keseye geçer ve orada zoospor oluşturur. Zoosporlar serbest kaldıklarında suda birkaç dakika yüzerler, konukçu yüzeyine eriştiklerinde sabitleşirler ve kamçılarını atarak yuvarlak şekil alırlar ve hemen sonra bir çim borusu oluşturarak çimlenirler. Çim borusu konukçu bitkiye girerek enfeksiyonu başlatır. Ancak çim borusunun yine bir kese oluşturarak sekonder zoosporları oluşturması da mümkündür.

Dokuda bir süre gelişip tipik hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olan miselyum zamanı gelince kısa hiflerin ucunda küresel oogoniumu ve topuz biçimindeki antheridiumu oluşturur. Oogonium ile temas eden antheridium bir döllenme tüpü oluşturur. Bir tüp aracılığıyla antheridiumun erkek nükleusları oogoniumun dişi nükleuslarına ulaşır, onunla birleşir ve zigotu oluştururlar. Zigot kalın bir hücre çeperi ile çevrelenir. Bu zigota “oospor” adı verilir. Oosporlar kötü koşullara dayanıklıdırlar ve fungusun yazı ve kışı geçirmesini sağlarlar. Pythium spp.’ nin hifleri kuvvetli ve dallıdır. Genç hifler pamuk gibi beyaz, sonraları kirli beyazdır.

Rhizoctonia solani 

Rhizoctonia solani‘ nin miselleri dik açı oluşturacak şekilde yan dallar meydana getirir. Yan dallar üzerinde boğumun hemen yanında bir bölme bulunur. Miseller seyrek bölmeli, gençken renksiz, sonradan sarımtrak, yaşlandıkça koyu kahverengiye dönüşür.

Fusarium

Fusarium spp.’ nin miselleri bölmeli ve genellikle düzensiz dallanmıştır. Konidi taşıyıcıları üzerinde makro ve mikrokonidiler görülür. Makrokonidiler 3-5 bölmeli, orak şeklinde, mikrokonidiler ise tek hücreli, renksizdir.

Alternaria spp.

Alternaria spp.’ nin en ayırıcı özelliği konidileridir. Konidiler, uzun koyu esmer renkli, enine ve boyuna bölmelidir. Genellikle düzgün konidi zinciri oluştururlar.

Hastalığın genel belirtileri:

Çökerten etmenlerinin neden olduğu hastalık belirtileri bitkinin yaşına ve gelişme dönemine göre değişir. Duyarlı bitkilerin tohumları bulaşık toprağa ekildiklerinde çimlenirler, yumuşarlar, kahverengileşip büzülürler ve sonunda çürürler. Topraktaki tohumların hastalandığı ancak yer yer çıkış olmasıyla anlaşılır. Zayıf çıkışın bir nedeni tohum çimlendikten sonra “çıkış öncesi çökertene” yakalanması da olabilir.

Enfeksiyon başlangıçta hafif koyu renkli, yumuşak, su ile haşlanmış görünümünde bir leke ile başlar. Hasta doku hızla genişler ve enfeksiyonun başlamasından kısa bir süre sonra bitki ölür. Her iki durumda da bitki toprak yüzüne çıkmayı başaramadığı için bu belirti tipine “çıkış öncesi çökerten” denir.

Toprak yüzeyine çıkan fidelerin genellikle kökleri, bazen toprak çizgisinin hemen altındaki veya üstündeki sap kısımları hastalığa yakalanır. Hastalığa yakalanmış kısım suda haşlanmış bir görünüm kazanır, rengi değişir ve hücreleri kısa bir sürede ölür. Fide sapının hasta kısmı yukarı kısımlara göre daha incedir ve yumuşaktır. Bu nedenle üst kısmı taşıyamaz hâle gelir ve sonuçta fide toprak yüzüne devrilir. Fungus yere devrilmiş fide üzerinde de gelişmesine devam eder, bu nedenle fide kısa bir sürede suyunu kaybeder ve ölür. Bu belirti tablosuna “çıkış sonrası çökerten” denir. Yaşlı bitkiler hastalığa yakalandıklarında bunların sap ve gövdelerinde yalnızca küçük lezyonlar görülür. Bu lezyonlar çok sayıda olur ve genişleyip sapı çevrelerlerse bitkide bodurlaşmaya veya ölüme yol açabilirler. Ancak yaşlı enfeksiyon daha çok köklerde görülür. Köklerin büyük çapta tahribi durumunda bitkide gelişme geriliği, solma ve ölüm tablosu ortaya çıkar.

Fide yastıklarında hastalığın ilk belirtisi yeni çıkmış fidelerin sararmasıdır. Bu tür fidelerin kökleri iyi gelişemez. Renkleri normal fide gibi beyaz değildir. Sararmış fideler toprak yüzeyine devrilir. Devrilen fideler kurur. Fide yastıklarında yer yer boşalmış alanlar oluşur. Bu boşluklara “ayna” denir. Çökerten hastalığı için tipik belirtiler fideler biraz geliştikten sonra görülür. Fide saplarının toprak yüzüne yakın olan kısımları pörsür ve incelir. Bu nedenle fide yatar.

Bazen hastalık belirtileri yapraklarda da görülür. Yaprakların rengi koyulaşır. Uzun zaman suda bırakılmış gibi saydam bir hal alır ve solar. Daha ileri devrede fideler ya kurur veya nem fazla ise küf tabakasıyla örtülerek çürürler. Fidelerin bir kısmı ölümden kurtulabilirse de bunlar cılız kalmaktadır.

Çökertende hastalık şiddeti ve verim kayıpları aşağıdaki durumlarda artar;

– Toprak uzun süre su tutma kapasitesinin en az %50’si oranında nemli kalırsa,

– Sıcaklık konukçunun gelişimi için uygun değilse,

– Toprakta aşırı azot bulunursa,

– Tarlaya aynı kültür bitkisi arka arkaya ekilirse.

Mücadele

 

Kültürel Mücadele

– Toprakta iyi bir drenaj yapılarak fazla su tutması önlenmelidir. Fidelik yeri, arazinin su tutmayan ve bol güneş alan bir yerinde kurulmalı,

– Bitkiler arasında iyi bir havalanma sağlanmalı, bunu sağlamak üzere fidelikler havanın uygun olduğu günlerde havalandırılmalı,

– Olanakların elverdiği ölçüde, fidelik yeri ve toprak her yıl değiştirilmeli,

– Sık ekimden kaçınılmalı,

– Gereksiz yere sulamadan sakınılmalı,

– Fideliğe gereksiz yere azotlu gübre vermekten sakınılmalı,

– Ekim normuna dikkat edilmeli,

– Fideliğe ekim tarihi iyi ayarlanmalı, tarlaya şaşırtma tarihi fidelerin hızlı sağlıklı gelişmelerini sağlayacak hava koşullarının hakim olduğu tarihe denk getirilmeli,

– Fidelik sürekli olarak gözden geçirilmeli, hastalıklı fideler sökülerek etrafındaki sağlam fidelerden uzak bir yerde yok edilmeli,

– Dikimden sonra artıklar toplanarak fidelik dışında derince bir çukura gömülmeli veya yakılmalıdır.

Hastalık hakkında tanımlayıcı fotoğraflar

Yazılarımızdan haberdar olmak için
Abone olmak istermisin ?

Kaliteli yazılarımız ve fotoğraflarımızdan ilk sizin haberiniz olsun !

Bitki koruma ailesine katıldığınız için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti sanırım 🙁

Yorumlarınız & Sorularınız

Bize ulaşın

Tavsiyeleriniz, hatalarımız, beğenileriniz, şikayetleriniz, teşekkürleriniz, sorularınız kısacası her şey için biz burdayız...

Aramak istediğiniz kelimeyi yazıp "enter" tuşuna basın

Yazılarımızdan haberdar olmak için
Abone olmak istermisin ?

Kaliteli yazılarımız ve fotoğraflarımızdan ilk sizin haberiniz olsun !

Bitki koruma ailesine katıldığınız için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti sanırım :(