Ayçiçeğinde Yaprakta Görülen Fungal Hastalıklar

Ayçiçeği Mildiyösü (Plasmopara helianthi)

Ayçiçeğinde mildiyö hastalığına neden olan etmen Plasmopara helianthi ‘dir. Ayçiçeğinin en önemli fungal hastalıklarından biridir. Hastalık ayçiçeği tarımı yapılan hemen her ülkede saptanmıştır. Ülkemizde ilk olarak 1958’de Adapazarı’nda görülmüş, sonraları 1970’li yıllarda hastalığın Marmara Bölgesinde oldukça yaygın (% 96) ve yakalanma oranının ise yüksek (% 30) olduğu belirlenmiştir. Karadeniz ve Ege ekim alanları da hastalıkla bulaşıktır. Etmenin hastalık yapması hava koşullarına sıkı sıkıya bağlı olduğundan hastalık bazı yıllar hiç görülmeyebilir.

Hastalık belirtileri etmenin bitkiyi yakaladığı döneme göre değişmektedir. Etmen tohumla da taşındığından ve ayrıca bitki artıkları üzerinde kışlayabildiğinden henüz toprak yüzüne yeni çıkmış fidelerde çökerten belirtileri görülür. Bitkiler toprak yüzeyine devrilirler. Bu dönemi atlatan bitkilerde kök ve kök boğazı enfeksiyonları, sistemik enfeksiyonlar ve lokal yaprak lezyonları görülür.

Bunlardan en yaygın görülen belirti tipi sistemik enfeksiyonlardır. Fide döneminde enfekte olan bitki büyürken patojende dokular içinde gelişir. Bu tip bitkiler bodur kalırlar. Yaprakların birbirlerine yaklaşması sonucu rozetleşme görülür. Yaprakların damarları boyunca açık sarı bir renk değişimi (Klorozis) dikkati çeker. Nemli havalarda lekelerin altında etmenin beyaz renkli fungal örtüsü görülür. Hasta, bodur bitkiler tarlada kolayca fark edilebilir.

Etmen bitki içinde tablaya kadar çıkabilir. Enine kesit yapıldığında dokudaki fungal gelişme kahverengi çizgi şeklinde izlenebilir. Hasta bitkilerde oluşan tablaların içleri tam dolmadığından, tablalar tam kıvrılmaz dik dururlar. Bulaşık tohumların çimlenme güçleri oldukça zayıftır. Bitki zayıf enfeksiyonlar da normal gelişim gösterebilir. Yapraklarda sadece klorotik lekeler görülür. Bazen dış belirtiler görülmez. Bitki boyu normal, tabla eğiktir. Buna karşın bu bitkilerin kök ve kök boğazında etmenin varlığı beyaz fungal örtü sayesinde kendisini belli eder. Ayçiçeği mildiyösüne yakalanmış yaprağın üst yüzünde damarlar boyunca açık yeşil bir renk oluşur. Rutubetli havalarda bu lekelerin alt kısmında bir küf tabakası oluşturur. Dane hiç oluşmaz veya oluşan dane çimlenmez. Hastalığın bir bölgeden diğerine geçişinde en çok bulaşık tohumlar rol oynar. Bulaşık tarlalarda hastalık 7 yıl kadar canlılığını koruyabilir.

P.helianthi yalnızca Helianthus genusu bitkileri hastalandırır. Etmenin 3 ırkı mevcuttur.

Irk 1- Avrupa ırkı

Irk 2- Kuzey Amerika ırkı

Irk- 3- 1980’de saptanan Amerika ırkı. Ülkemizde hastalık yapan Avrupa ırkı olan 1 no’lu ırktır.

Etmen tohumda misel ve oospor formunda, tarlada ise bitki artıklarında oluşturduğu oosporlarla kışlar. Osporlar ilkbaharda uygun koşullarda zoosporangium vererek çimlenirler. Zoosporangium oluştuktan birkaç saat sonra çok değişik sayıda zoosporu serbest bırakır. Zoosporlar İki küçük kamçıya sahip olup, kamçılardan biri diğerinden daha büyüktür. Kamçıların uçları hafifçe hareket eder, biri tüylerle kaplıdır. Toprak suyunda yüzen zoosporlar birkaç saat sonra kamçılarını atarak çimlenirler. Oluşan çim borucuğu o sırada yeni çimlenmiş olan fidecikleri köklerden veya hipokotilden direkt olarak penetre ederler. Fungus miselleri, bitki içerisinde intersellüler olarak emeçleriyle beslenip yukarıya doğru gelişirler.

Belirli bir zaman sonra ve uygun koşullarda bitkinin yapraklarının altında zoosporangiumlar oluşur. Bu zoosporangiumlar yağmur ve rüzgarın etkisiyle dağılırlar ve çevredeki genç bitkilere ulaşırlar. Zoosporangiumlardan çıkan zoosporlar 8 yapraklı devreye dek bitkileri enfekte eder. Bitkinin 2-6 yapraklı dönemi sistemik enfeksiyonlara açıktır. Bu dönemi atlatan bitkilerde daha çok lokal belirtiler görülür. Etmen yaprak altında oluşturduğu zoosporangiumları ile çevredeki genç bitkileri (8 yapraklıya kadar) enfekte eder. Bu bitkiler normal olarak gelişebilirler. Bunun önemi fungusa oospor sağlanmasıdır. Etmen bulaşık bitki dokusunda enfeksiyondan birkaç gün sonra kışlık spor formu olan oosporlarını oluşturur. Oosporlar, bitki artıklarında çok uzun süre kalabilirler. Dokuda oospor oluşumu ile fungus yaşam çemberini garantilemiş olur.

Toprakta yeterli serbest su varlığı epidemiler için çok önemlidir. Tohum ekiminden 15 gün sonrasına kadar yağışlı giden havalarda sistemik enfeksiyon şansı büyüktür. Enfeksiyon için optimal sıcaklık 15-200C ,minimum 12 0C ,maksimum 28 0C dir.Yaprak altında fungal örtünün belirmesi için yüksek neme gereksinim vardır.Tohumla taşınan miselin sistemik enfeksiyonlara yol açıp açmadığı tam olarak açıklanmamıştır.

Mücadele

Kültürel Mücadele

-Sağlıklı bitkilerden elde edilmiş tohumluk kullanılmalıdır. Böylece, bir yandan sağlıklı bitkiler elde edilmiş, öte yandan da toprak bulaştırılmamış olur.

-Sık ekimden kaçınılmalıdır. Dekara ortalama 800 – 900 g tohum yeterli olmaktadır. Bunun üzerine çıkılmamalıdır.

-Ekim nöbeti uygulanmalıdır. Ağır bulaşık alanlarda buğday ve pancar gibi bitkilerle 7 yıllık bir ekim nöbetine girilmelidir. Bu arada düzenli bir yabancı ot savaşımı yapılmalıdır. Böylece kendiliğinden yetişen ayçiçekleri yok edilmiş ve dolayısıyla fungusun canlılığını sürdürecek olan bitkisel ortam ortadan kaldırılmış olur.

-Dayanıklı çeşit ekilmelidir. Yeni geliştirilen ayçiçeği hibritlerine dominant dayanıklılık geni aktarılabilmiştir.

-Tarlada görülecek hastalıklı bitkiler sökülüp yok edilmelidir. Bu işlem, bitkiler henüz küçükken yapılırsa, bu bitkilerden sağlam bitkilere olacak bulaşmalar önlenmiş olur.

-İki yapraklı devrede, tarlada hastalık oranı % 50’nin üzerine çıktığı saptandığında, böyle tarlaların sahipleri uyarılarak tarlalar sürdürülmelidir.

-Bitki artıkları hasattan sonra sökülüp yakılmalıdır.

-Tarlada su göllenmesine fırsat verilmemeli. Tarla drenajı iyi yapılmalıdır.

Kimyasal Mücadele

Hastalığa karşı kimyasal savaşımda tohum ilaçlaması önerilir. Tohum ilaçlamasıyla hastalık etkili bir şekilde kontrol altına alınabilmektedir.

Ayçiçeğinde mildiyö hastalığı (Plasmopara helianthi) tanımlayıcı fotoğraflar aşağıda verilmiştir. Fotoğrafların telif hakları mevcuttur hiç bir yerde kullanılamaz. ©entofito

 

Ayçiçeği Pası (Puccinia helianthi)

Ayçiçeğinin yaygın hastalıklarındandır. Ülkemizde Trakya bölgesinde Mildiyö’den sonra ikinci öneme sahip hastalık olarak saptanmıştır. Bazı ülkelerde % 70’e varan verim kaybına yol açabildiği kayıtlıdır.

Hastalığın belirtileri genellikle çiçeklenme döneminde yaprak ve yaprak saplarında önce kahverenkli (üredium), sonra siyahımsı- kahverenkli( telium) püstüller ile kendisini belli eder. Bazen bu püstüller tüm yaprak yüzeyini kaplayabilir. Koşullar uygun olduğunda ürediosporlar yeni enfeksiyonları başlatarak hastalığın yayılmasını sağlarlar.

Genellikle pas, bitkinin çiçeklenme dönemine kadar görülmez. Enfeksiyonun yoğun olduğu durumlarda, bitki, mevsimsiz olarak zamanından önce olgunlaşır ve tane kalitesi düşük olur. Pas püstülleri önce yaprağın alt yüzeyini sonra tüm yaprak yüzeyini kaplar. Küçük ve tanecikli koyu kahverengi tozlar yaprağın altını sarar. Bu püstüller yaprağın tamamen kahverengi bir görünüm almasına sebep olur. Şiddetli şekilde enfekte olmuş yapraklar dökülerek ürün verimini düşürür. Şiddetli enfeksiyonlar da pas, gövde ve tabladaki koruyucu yapraklar üzerinde de görülür. Yüksek dayanıklılığı olan varyetelerde üredialar üretilmez ve sadece küçük klorotik veya nekrotik benekler enfeksiyon noktalarında gelişir.

Ayçiçeğinde pas hastalığına neden olan etmen Puccinia helianthi’dir. Otoik ve uzun devirli bir pas etmenidir. Tüm dönemlerini ayçiçeği bitkisinde geçirir. Spermagonia ve Picnia evrelerine nadiren rastlanır. Hastalık etmeni kışı bitki artıklarında mevsim şartlarına göre ürediospor ve teliospor formunda geçirir. Fungus aynı zamanda tek yıllık veya çok yıllık ayçiçeklerinde misel olarakta kışlayabilir.

Mücadele

Hastalığa karşı mücadelede kültürel yöntemlere ağırlık verilmektedir. Hastalığa karşı mücadelede başvurulabilecek kültürel yöntemler;

-Hastalığa dayanıklı çeşit ekilmeli,

-Hastalığa konukçuluk yapan yabani ayçiçeği ve benzer bitkiler ilkbahar başlangıcın da derhal tarladan uzaklaştırılmalı ve hastalığın yoğun olarak görüldüğü bölgelere ertesi yıl ayçiçeği ekilmemelidir.

-Ayrıca tarlayı derin sürerek hastalıklı bitki artıklarının derine gömülmesi de hastalığın çıkışını azaltır.

-Erken ekim yapılarak ta pas zararı azaltılabilir.

Ayçiçeğinde pas hastalığı (Puccinia helianthi) tanımlayıcı fotoğraflar aşağıda verilmiştir. Fotoğrafların telif hakları mevcuttur hiç bir yerde kullanılamaz. ©entofito

 

Alternaria Yaprak lekesi (Alternaria helianthi)

Yaprak lekesi hastalığı fungal bir hastalık olup, ülkemizde daha ziyade Trakya Bölgesi’nde görülmektedir.

Hastalığa Alternaria helianthi isimli fungus neden olmaktadır. Hastalık etmeni daha çok bitkinin yapraklarını hastalandırır. Bitkinin yapraklarında çok küçük toplu iğne başı büyüklüğün de başlayan kahverengi lekeler büyüyerek 1 cm çapa kadar ulaşır. Lekelere dikkatli bakıldığında iç içe geçmiş konsantrik halkalar göze çarpar. Bu lekeler birleşir ve yaprak yüzeyinde büyük nekrotik alanlar oluştururlar. Hastalığın ileri derecede şiddetli olduğu durumlarda, yapraklar lekelerin olduğu yerden delinip yırtılabilir. Hastalık etmeni tohumla ve bulaşık bitki artıkları ile ertesi yıla taşınmaktadır.

Mücadele:

Kültürel mücadele

-Hastalıksız tohum kullanılmalı

-2-3 yıllık ekim nöbeti uygulanmalı,

-Hastalıklı bitki artıkları yakılarak imha edilmelidir.

Kimyasal mücadele

Ülkemizde hastalık her zaman için kimyasal mücadeleyi gerektirecek boyutta çıkmadığından ve verime etkisi çok önemli olmadığından dolayı ülkemiz koşullarında hastalığa karşı ruhsatlı bir fungisit mevcut değildir. Ancak hastalık bir bölgede kimyasal mücadeleyi gerektirecek boyutta ortaya çıkarsa o zaman aşağıdaki fungisitler hastalığa karşı koruyucu olarak kullanılabilir. İlaçlamalara hastalığın ilk belirtileri görülür görülmez başlanmalı ve iklim koşullarına ve hastalığın seyrine göre 10- 15 gün arayla 1 ile 3 ilaçlama yapılmalıdır. İlaçlamalarda özellikle yaprakların alt ve üst yüzlerinin iyice homojen bir şekilde ilaçla kaplanmasına dikkat edilmelidir.

Dünyanın başka ülkelerinde Alternaria helianthi’den başka ayçiçeğinde hastalık yaptığı saptanmış olan başka Alternaria türleride mevcuttur. Bu türlerin Alternaria helianthi den farkları bitkinin yapraklarından başka diğer organlarını hastalandırmaları ve dünyanın belli ülkelerinde görülmeleridir. Bunlardan Alternaria zinnae Kuzey Amerika’da görülmüş olup, zaman zaman ciddi kayıplara neden olmuştur. Hastalık etmeni bitkinin yapraklarının yanında gövdesini de enfekte eder. Yapraklara gelerek onların siyahlaşmasına, kalkan şeklinde yuvarlak, aşağı yukarı dairemsi biçimler oluşmasına sebep olur. Gövde ve yaprak saplarında şeritimsi çizgiler şeklinde kahverengi lezyonlara neden olur. Bunların yoğunluğu artarsa, bu oluşumların alanı daha da genişler ve bitkinin bu kısımları ölür. Fungus, tohumun bulaşıklığından çoğalarak zarar yaptığından, çökerten hastalığına ve fide yanıklığına da sebep olur. Yugoslavya ve İran’da da ayçiçeğinde zarar yapan başka Alternaria türleri tespit edilmiş olup, bunlarında tohumla taşındığı rapor edilmiştir.

Ayçiçeğinde Alternaria yaprak lekesi hastalığı (Alternaria helianthi) tanımlayıcı fotoğraflar aşağıda verilmiştir. Fotoğrafların telif hakları mevcuttur hiç bir yerde kullanılamaz. ©entofito

 

Ayçiçeği Küllemesi (Erysiphe cichoracerum)

Ayçiçeği küllemesi bütün dünyaya yayılmıştır. Hastalık daha çok tropikal alanlarda zarar yapar. Hastalık bu bölgelerde bitkiler çiçeklenme zamanında veya hemen sonrasında ortaya çıkarak bitkilerin ölümüne neden olur. Hastalık pek çok yerde bitkiler belli bir olgunluğa geldikten sonra ortaya çıktığı için üründe ekonomik düzeyde bir zarar meydana getirmez. Hastalık etmeni kurak ve sıcak koşullarda bitkileri daha erken dönemde enfekte ederek daha fazla zarar oluşturur. Hastalığın bir yöredeki yoğunluğu ve zararı; çevresel faktörlere, konukçu duyarlılığına, patojenin inokulum yoğunluğu ve virülensliğine bağlıdır.  Hastalık Türkiye’de ayçiçeği üretimi için önemli bir tehdit değildir.

Ayçiçeğinde külleme hastalığına iki etmen neden olmaktadır. Bunlar;   Erysiphe cichoracerum  ve Sphaerotheca fuliginea dır. Her iki etmeninde bitkiyi enfekte ettikten sonra bitkide oluşturdukları belirtileri benzer olmakla beraber etmenler arasında morfolojik farklılıklar vardır. Hastalık etmenleri Ascomycotina alt bölümünün Plectomycetes sınıfının Erysiphales takımında yer alırlar. Eşeyli üremeleri sonucu Klestotesyum isminde eşey organlarını ve bunların içinde Askus denilen spor keseleri içerisinde askosporlarını meydana getirirler. Bu eşey organları hastalıklı bitki dokularında bitki organları yaşlanmaya başlayınca oluşurlar ve bunlar dokularda siyah noktacıklar halinde çıplak gözle kolaylıkla fark edilirler. Hastalıklı dokularda klestotesyum halinde kışı geçiren fungus şartlar uygun olduğunda aktif hale geçip klestotesyumdaki askusların içindeki askosporlarını tabiata salarak primer enfeksiyonları başlatırlar. Fungus, primer enfeksiyonlar sonucu bitki organları üzerinde oluşan lekelerdeki konidiospor adındaki eşeysiz sporlarıyla çoğalarak sekonder enfeksiyonları devam ettirir ve hastalığın etrafa yayılmasını sağlar. Hastalığın yayılmasında rüzgarın ve yağmur damlalarının rolü büyüktür.

Nasıl bir hastalıktır ?

Hastalık bitkinin toprak üstü tüm organlarında görülmesine rağmen daha çok bitkinin yaprakları hastalıktan etkilenir. Hastalığın ilk belirtileri yaprakların üzerinde çok küçük beyaz keçemsi lekeler şeklinde ortaya çıkar. Başlangıçta yaprak üzerinde çok az sayıda olan bu lekeler kısa zaman içinde çoğalarak yaprağın pek çok yerinde dağınık vaziyette görülürler. Beyaz küçük keçemsi bu lekeler büyüyüp, birleşerek yaprağın tüm yüzeyini kaplar. Yaprağın yüzeyi tamamen fungusun beyaz miselleriyle kaplandığında yaprak sanki kül veya un serpilmiş gibi bir görüntü alır. Bu şekildeki yaprakların üzerinde küçük bir hareketle etrafa kolaylıkla yayılabilen bol miktarda konidiospor meydana gelir. Bu sporlar etrafa yayılarak sekonder enfeksiyonları başlatırlar.

Hastalık etmeni funguslar bitki dokularında intersellüler ve intrasellüler olarak yayılıp buralardan besinlerini alarak bitkiyi zayıflatıp, kuruturlar. Sekonder enfeksiyonların şiddeti hava şartlarına ve konukçu duyarlılığına göre değişir. Eğer hava koşulları uygun ve konukçu hassasiyeti yüksekse sekonder enfeksiyonlar çok hızlı ilerler ve kısa süre içerisinde bitkilerin kurumasına neden olurlar. Sekonder enfeksiyonların kesilmesiyle ve bitki organlarının kuruması veya yaşlanmasıyla beraber beyaz fungal örtü içerisinde küçük küçük siyah noktacıklar belirmeye başlar. Bu siyah noktacıklar fungusun eşey organları olan ve aynı zamanda fungusun kışı geçirmesini sağlayan klestotesyumlarıdır.

Aynı tip belirtiler çok belirgin ve sık olmamakla birlikte gövde ve çiçeklerde de görülür. Enfekteli bitkilerin tablalarında da hastalıktan dolayı takoz şeklinde bir çıkıntı oluşur ve bu çıkıntı büyüyerek çoğunlukla kendini çevreleyen kısımdan daha fazla genişler ve yıldız çiçeği mikoplasması ile enfekte olmuş gibi yeşil kalır ve yeşil bir yaprak görüntüsü verir.

Mücadele

Kültürel mücadele

-Hastalıklı bitki artikları yakılarak imha edilmeli,

-İyi bir yabancı ot mücadelesi yapılmalı,

-Dengeli gübreleme yapılmalı, aşırı azotlu gübrelemelerden sakınılmalı,

-Dayanıklı çeşitler tercih edilmeli,

-Sık ekimden kaçınılmalı, dikim sıralarının yönü rüzgar sirkülasyonuna fırsat verecek şekilde planlanmalı,

Kimyasal Mücadele

Hastalığın her yıl görüldüğü ve ekonomik düzeyde zarar meydana getirdiği yerlerde mutlaka korucu ilaçlamalara yer verilmelidir. Bunun için hastalığın ilk belirtileri görülür görülmez ilaçlamalara başlanmalı ve duruma göre 7- 10 gün ara ile ilaçlamalara devam edilmelidir.

Ayçiçeğinde Külleme hastalığı (Erysiphe cichoracerum) tanımlayıcı fotoğraflar aşağıda verilmiştir. Fotoğrafların telif hakları mevcuttur hiç bir yerde kullanılamaz. ©entofito

 

Septoria Yaprak Lekesi (Septoria helianthi)

Septoria yaprak lekesi hastalığı daha çok bitkinin erken devrelerinde görülür.  Septoria helianthi fungusunun neden olduğu hastalığın ilk belirtileri yapraklarda kahverengiden saman sarısına kadar değişen renkte,  baklava dilimi şeklindeki lekelerden ibarettir. Aşırı yağış ve rutubette lekeler çoğalıp, büyüyüp birleşerek, yapraklarda büyük nekrotik alanların meydana gelmesine neden olurlar. Bu alanlarda oluşan fungusun piknidium adındaki küçük siyah furiktifikasyon organları hastalığın simptomatolojik tanısı için önemli bir işarettir. Lekelerin oluşumu önce alt yapraklardan başlar.

Septoria helianthi, ayçiçeğinde yaygın olarak görülür ve verimi düşebilir. Enfeksiyon rutubetli ortamlarda, bitki yoğunluğunun fazla olduğu, yani ekimin sık yapıldığı tarlalarda ve münavebesiz ekimlerde şiddetli olur. Patojen fungus hastalıklı bitki dokularında piknidium olarak kışı geçirir. İlkbaharda olgunlaşan pikniosporlar piknidlerden dışarı çıkarak etraftaki bitki yapraklarına ulaşıp, uygun şartları bulduklarında çimlenerek stomalardan giriş yaparak enfeksiyonu başlatırlar. Belli bir inkubasyon döneminden sonra bu sporların meydana getirdiği lekeler hızlı bir şekilde çoğalıp, büyüyerek 1.5 cm çapında büyük nekrotik alanlar şeklinde ortaya çıkarlar.  Bu lekeler, daha çok köşeli sivri ve baklava dilimi şekillerinde, üst yapraklarda kahverengi, alt yaprak yüzeylerinde de, daha açık gri kahve renkli olurlar. Küçük siyah piknidia, yaprağın her iki yüzeyinde de lekelere sebep olur. Mevsim ilerledikçe, zarara uğrayan bu lekeli bölgeler birbirleriyle birleşerek bütünleşirler ve solarak kururlar. Kuruyan bu yapraklar dökülürler. Sekonder enfeksiyonlarda pikniospolar aracığıyla gerçekleşir.

Mücadele

Kültürel Mücadele

-Hastalıklı bitki artıkları ya derine gömülerek ya da yakılarak yok edilmeli,

-En az 2-3 yıllık ekim nöbeti uygulanmalı,

-Sık ekimden kaçınılmalı,

-Yağmurlama sulamadan sakınılmalı,

Kimyasal Mücadele

Hastalığın sorun olduğu yerlerde kültürel önlemlerle sonuç alınamazsa o zaman korucu olarak ilaçlı mücadeleye yer verilmelidir. Bunun için yapraklarda ilk lekeler görülür görülmez ilaçlamalara başlanmalıdır. Hava koşullarına ve hastalığın seyrine göre 10- 15 gün ara ile ilaçlamalara devam edilmelidir.

Ayçiçeğinde Septoria yaprak leke hastalığı (Septoria helianthi) tanımlayıcı fotoğraflar aşağıda verilmiştir. Fotoğrafların telif hakları mevcuttur hiç bir yerde kullanılamaz. ©entofito

 

Beyaz Kabarcıklı Pas (Albugo tragopogonis)

Beyaz kabarcıklı pas hastalığı, ayçiçeği yapraklarının üst yüzünde Albugo tragopogonis isimli fungus tarafından meydana getirilmiş olan müstakil, sarı renkli, kabarık sivilcemsi benek ve kabarcıklar ile karakterize edilir. Beyaz kabarcıklı pas (White blister rust) dünyada birçok ülkede, Arjantin, Uruguay, Avustralya ve Rusya’da görülür. Bu hastalık bazı Güney Amerika ülkelerinde, ayçiçeğinde en önemli hastalıklardan biri olarak kabul edilir. Hastalığın ülkemizde ki durumu pek bilinmemektedir. Hastalık kışı oospor veya misel oluşturarak bitki artıklarında geçirir. Yapraklardaki enfeksiyonun şiddetli olması durumunda, yaprak rengi kahverengiye döner ve bu yapraklar ölür. Bitki yanıklık hastalığı geçirmiş gibi bir görünüm sergiler. Enfeksiyonu, fazla sulama, yağmur ve çiğ arttırır. Bu hastalığa mukavim bazı bitki türleri vardır, fakat ayçiçeğinde bilinmemektedir.

Ayçiçeğinde Beyaz kabarcıklı pas hastalığı (Albugo tragopogonis) tanımlayıcı fotoğraflar aşağıda verilmiştir. Fotoğrafların telif hakları mevcuttur hiç bir yerde kullanılamaz. ©entofito

Yazılarımızdan haberdar olmak için
Abone olmak istermisin ?

Kaliteli yazılarımız ve fotoğraflarımızdan ilk sizin haberiniz olsun !

Bitki koruma ailesine katıldığınız için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti sanırım 🙁

Showing 4 comments
  • Anonim
    Cevapla

    selam kardes

  • Anonim
    Cevapla

    ben azerbaycandan yazıyorum size önceden teşekkür ediyorum ben Ayçiçeyi yetişdiriyorum tarlalarımda Ay çiçeyi yedişdiyi zaman tablalarından gövdeye dogru kurumaya başlayır böylece ölur ay çiçeyi yetişmiyor bana bu hastalğa karşı yardımcı olmanızı rica edirem

  • Murat Kahraman
    Cevapla

    Merhabalar,

    İlginiz ve nezaketiniz için çok teşekkür ederiz. Hastalığı tam olarak anlamam için, hastalıklı bitkilerin fotoğraflarını çekmeniz gerekmektedir. entofito@entofito.com mail adresine gönderip benimle irtibat kurunuz. Size her konuda yardımcı oluruz.

    Azerbaycan’a sevgi ve saygılarımla.

  • R.t
    Cevapla

    S.aleykum ustam bende kayseriden yaziyorum benim aycekirdegindede pas hastaligi meydana geldi.ilaclama yapmam gerektiğini soylediler.aycekirdegini ilaclama. Cok zor olacak cunku icine zor giriliyo ve cevresinde mahsul cok.sirta takilan motorlu ilac pompasiyla ilaclama yapcam.size sormak istedigim konu ilac yapragin her bölgesine mi degecek birde ilac yaptiktan sonra hemen sonuc albilirmiyim. Tesekkurler

Yorumlarınız & Sorularınız

Bize ulaşın

Tavsiyeleriniz, hatalarımız, beğenileriniz, şikayetleriniz, teşekkürleriniz, sorularınız kısacası her şey için biz burdayız...

Aramak istediğiniz kelimeyi yazıp "enter" tuşuna basın

Yazılarımızdan haberdar olmak için
Abone olmak istermisin ?

Kaliteli yazılarımız ve fotoğraflarımızdan ilk sizin haberiniz olsun !

Bitki koruma ailesine katıldığınız için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti sanırım :(